Siteyi en iyi şekilde kullanabilmek için " Google Chrome " tercihimizdir. Kullandığımız kodlar, gifler ve diğer görsel materyaller Explorer'i kasmaktadır. Bu nedenle en iyi, hızlı ve kesintisiz biçimde Chrome sağlamaktadır.

* Salvio Hexia RPG



 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş
 

 Aaa,bak, kar yağıyor. SNOW.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Adalyn Xéna Snow
Muggle* Lütfen rütbe başvurusunda bulununuz.
Adalyn Xéna Snow

Mesaj Sayısı : 1
Galleon : 3
Hogwarts'a Geliş Tarihi : 02/03/11

Aaa,bak, kar yağıyor. SNOW. Empty
MesajKonu: Aaa,bak, kar yağıyor. SNOW.   Aaa,bak, kar yağıyor. SNOW. I_icon_minitimeÇarş. Mart 02, 2011 4:17 pm

Bir Hogwarts Rpg'de geçen rol oyunum;

Karanlığın kadını, aynadan kendine bakarken halinden oldukça memnundu. Okyanus mavisi gözleri her zamankinin aynısıydı, bu renkten hoşlanıyordu ve değiştirmek istememişti. Saçları simsiyah bukleler halinde beline dökülüyordu. Hatları daha yumuşak, ama bir o kadar da tehlikeliydi. Kendisi değildi, kadın. Sinsi gülümsemesi her zamankinden daha çekiciydi; kim olduğunu belirleyebilmek, muhteşem bir yetenekti. Koyu kırmızı renk, gizemli çiçek şekilleriyle işlemeli cüppesi, normalde giyeceği tarzdan bir kıyafet değilse de, tanınmaması gerekirdi, değil mi? Karanlığın kadını her zaman parlak siyah, etekleri yerde sürünen cüppesini üzerine geçirir, onunla ortalıkta dolaşırdı... Kadın öldürmek için yaratılmıştı, kötülük saçmak, ele geçirmek için. Şimdi ise yaratılmasının üçüncü amacını gerçekleştirecekti, bu arada ilk ikisini de elden çıkarabilirdi. Tahta masanın üzerinde duran hançer, eline doğru gelirken hafifçe ses çıkardı. Eskiden Salazar Slytherin'e ait olan bu hançer, en az Gryffindor kılıcı kadar etkiliydi. Ah, tabi gerçeği. Ele geçirmesi gereken şey, elindekiydi. Onunla çok şey başarabilirdi. Tabi gerçeğiyle yerini değiştirebilirse. Hançerin güzelliği karanlığın kadınını bile büyülemeye yeterdi. Cüppesiyle feci uyumlu bu hançeri, belindeki yerine yerleştirip, görünmemesini sağladı. Ve kendinden emin adımlarla, kulübeden çıktı. Büyücü dünyasının, beklediği şeyden hiç haberi yoktu...

* Barda *

Narin parmaklarıyla, katil elleriyle kapıyı içeri doğru ittiğinde, içeri sıkışıp kalmış sıcak hava dışarı akın etti ve kadını ısıttı. Gülümseyerek başını kaldıran Tamara, bulması gereken kişiyi Godric's Bar'da aradı. Sonra gördü onu. Cüppesi çok hoşlandığı gibi arkasından sürüklenirken, meraklı bakışlar onun genç yapısını incelerken, diğer kadına doğru ilerledi. Ateş viskisi kokusu ve hareketli bir müzik, kırmızı ışıkla dans ederek barı süslüyordu. Kadın, çam ağacındaki süslerden biri gibiydi. Ama o süs, tüm diğerlerini ateşe atabilirdi... Kadın hayal etti. Hançerdeki güç, Salazar Slytherin'in gücü, onun aklını başından almaya yeterdi. Onu elde etmesindeki aracı, en çok güvendiği ölüm yiyeni, Elanoura Majevski karşısında duruyor ve değişimine biraz da hayretle bakıyordu. Kılık değiştirmeyi sevmezdi kadın. Gece ona ne bahşediyorsa onu alırdı, olduğu kişiden memnundu. Ama bir karanlık leydi-profesör olarak ortaya çıkarsa, işi hiç kolaylaşmayacaktı... Gidip Elan'a sarıldığında ve kendine has gülümsemesini takındığında, bardaki tüm enerji o ikilinin üzerindeydi. Patlamaya hazır iki bomba. Kendilerine zarar vermeyeceklerse de, etrafa dehşet saçacaklardı. Yanında olmasını istediği kişi, kesinlikle yanındaydı. Cüppesinin kapüşonunu indirirken kadın, ikisinin üzerine gelen ışığın beyaz olduğunu fark etti. Bu rahatsız ediciydi. Barın köşesindelerdi oysa. Tek bir parmağının hareketiyle barmeni çağırdı, cebine biraz galleon sıkıştırdı ve adam paradan daha fazlasını ister gibi bakarken onu kışkışladı. Bir süre sonra beyaz ışık, koyu kırmızının bir tonuna büründü, barın kenarlarında olduğu gibi. Ve kadın, nihayet konuştu, istediğinde tüyler ürperten sesinde, hem arkadaşının, hem yandaşının yanında olmanın verdiği sıcaklık vardı. Kısık sesle konuşmasa, nihayet işlerine dönen herkesin onlara tekrar bakacağından emindi.

" Niçin burada olduğumu biliyorsun değil mi? Bunu istemek için güvenebildiğim tek kişi sensin Elanoura. "

Evet, bakanlıkta sürüyle ölüm yiyen vardı. Ama bunu yapabilecek tek kişi Elanoura'ydı. Kadının yüzüne sinsi bir gülümseme yayılırken, belinde, hançerin takılı olduğu şık kemeri gösterdi. Sonra, kimsenin orada olmadığından emin olup hançeri çıkardı ve Elan'ın eline tutuşturdu. Hançer, kadının elinde en az Tamara'da olduğu kadar güzel duruyordu. Bu hançer, karanlıkla bezeli herkese yakışacaktı belki de. Hele de gerçeği. Kusursuz derecede gerçeğine benzese de, bir şeylerin eksik olduğunu hissediyordu Tamara, biliyordu. Hançer ılıktı, soğuk olması beklenmez miydi, o kadar güç yüklü bir hançerden? Karanlığın kadını şanslıysa, bunu geç fark ederlerdi. Heyecan ve beklenti içinde Elan'a bir kez daha sarılırken, okuldan birkaç öğrenci gördü. Burada olmalarının gereği neydi? Rahatsızlığını belli etmemek için bakmayı sürdürmedi.

Odada yükselen gerilim ve tehlikenin kokusunu adeta alabiliyordu. Üzerinde topladığı enerji, bir an bile dağılmamış gibiydi. Karşısındaki kadının cevabını beklerken, bunun fazla olduğunu fark etti. Bir şeyler tersti ve karanlığın kadını bunu biliyordu, her halükarda hissedebiliyordu. Tenini alev alev yakan ışık, etkisini yitirmiş gibiydi. Bu gece barı terk etmekte ısrarlıydı sanki. Duvardaki saatin tik takları bile bir an duyulur geldi kadına, aldığı her nefes, kalbinin her çarpışı... Sonra başka şeyler hissetti. Elanoura'nın aklından neler geçirdiğini bilmiyordu; ama kadının gülümsemesi zafer işareti gibiydi. Başka seçeneği var mıydı sanki? Bu ortamda bulunan herkes, eğer biraz dikkat ederlerse, onun sıradan bir ölüm yiyen olmadığımı fark ederlerdi. Ve Elan cevap verdi:

" Elbette. Planı söyle yeter Lady'm..."

Plan, tabi ki. Karanlığın kadınının beyni az önceki yavaş halinden sıyrılmış, vızır vızır çalışıyor gibiydi. Tekrar getirdi gözlerinin önüne. Işıkta milyonlarca yıldız barındırırmış gibi parıldayan bir hançerin leziz soğukluğu, kendi korkusuz bedenini kaplamış ve karşı konuşmaz bir bütün oluşturmuştu. Kadın gücünü hançerden alıyordu, bir çiçekten beslenen arı gibi. Ve kimse ona karşı koyamıyordu. Tamara, ayaklarının önünde eğilip canını bağışlamalarını isteyen onca insanı görür gibi oldu. Anın keyfini yaşatan bir gülümseme gelip geçti yüzünden. Sonra, karşısındaki dostuna, döndü. Sorusuna ciddi bir cevap verebilmek için önce ne olduğunu bilmesi, anlaması gerekiyordu kadının. Ne kadar önemli olduğunu, ne kadar ölümcül... Ve eğer yapabilirse ona neleri verebileceğini. İkisi de istediğimiz şeye sahip olurdu. Kadın yıllarca sürüp giden Hogwarts özlemimi dindirirken, o tüm ölüm yiyenlerden üstün bir yerde... Ve bu savaşın sonu kesin olarak gelirdi. Yapmalılardı, yapmak zorundalardı. Bedenini saran zafer isteğinin bir de ezici bir ağırlığı vardı. İki taraflı bir yük. Sonuca bağlı. Tüm dikkatini toplayıp, çevresine bakındı. Birkaç tanıdık yüz görse de, fazla üzerinde durmadı. Bu buluşmanın en kısa sürede bitmesi ve tabiki de amacına ulaşması gerekiyordu.

" Biliyorsundur, Elanoura. Salazar Slytherin'in hançerini Bakanlık'ta saklıyorlar. Gryffindor kılıcından bile kat kat güçlü. İçinde Slytherin'in gücü, adeta bir parçası yatıyor. Hana'nın nasıl olduğunu bilirim. İşini riske atmaz. En güvendikleri yanında olacaktır. Eğer o hançeri bununla değiştirebilirsek, inan bana, tüm büyücü dünyası ayaklarımızın altında olacak. Tabi muggle lar da... Ve sen Elanoura, memnun olduğumda ne yaptığımı bilirsin... "

Kendisini gerçekten iyi ifade ettiğini düşünüyordu karanlıkların kadını. Engelleyemediği tek şey hırstan gözünün dönmüş olduğuydu. Kendini kontrol altına alması gerekiyordu. O hiç bir zaman güç altında boynunu eğmemeliydi, güce tutsak değil sabırlı olmalıydı. Güce tutsak olanlar ancak ve ancak zayıf olanlardır. Voldemort da bu yüzden yenilmişti. Yazık... Kadın biraz daha çevresine bakınca, birini gördü. Evet, sadece bir saniyeliğine. Ama bu onu tanımasına yetmişti. Hana Ryougi. Burada ne işi vardı? Sonra Tamara gibi görünmediğini hatırladı kadın. Aldatıcı bir şekilde masumca gülümsedi ona. Hana bir an şaşırmış gibiydi. Ne yapacağını hala tam olarak düşünemeyen Tamara ise, bunun sadece bir tesadüf olmasını umuyordu; ama işler değişti. Hana'nın yanında bir öteki vardı, kadın o anda anladı neler döndüğünü. Elan'a söylediklerini duymamış olsalar bile, hançeri görmüşlerdi. Elan ise farkında değildi, henüz. Birinin atağa geçmesi an meselesi gibi duruyordu. Tamara kendini garantiye almalıydı. Her ne kadar bir anlık hayal kırıklığı yaşasa bile, bunun uzun sürmesine izin vermeyecekti. Ya burada bir düello olacak ya da bir yanlış anlaşılma olduğu düşünülüp herkes evlerine gönderilecekti. Gülümsedikten sonra başını çevirmişti. Orada neler olduğunu bilmiyordu, Elan'ın da bilmemesi iyi olurdu. Mantıklı davranmalılardo, eğer ilk atağı yapacak bir kişi varsa bu muhtemelen onlar olurdu, tabi herkesi güvence altına aldıktan sonra. Kadın buna izin vermeyecekti. Bir kez daha dönüp baktığında, kendini açıkça tehdit eden ifadeleri gördü ve bu işin sonu olmadığını artık anladı. Ayağa kalktığı gibi asasını kapıya doğru çevirdi, bu sırada Elan'a Hana'yı gösterdi.

" Colloportus."

Ve tüm barda dikkatler, şaşkınlık nidaları ona çevrildi. Ayağa fırlayan Hana ve yanındaki, kadına doğru ilerlerken, karanlığın kadını bu sefer cebinden bir ışıkemer çıkardı ve tüm ışıkları ona hapsetti. Karanlığa gömülen bardan yükselen çığlıklar barı kaplarken Elan'ı tuttuğu gibi yerlerini değiştirdi. Onlar için kimi öldürdükleri umurlarında değildi; ama ZAY üyeleri için olacaktı. Müzik sesi soldu, sakin olun.. vb sözler havada bir süre daha uçuştu, sonra ölümün sessizliği barı çepeçevre sardı. Kadın gösteri zamanının geldiğini biliyordu. Düello şimdi veya biraz sonra, ya da herhangi bir zaman diliminde olacaksa insanları şok etmesi ve bunun verdiği yararı kullanması gerekiyordu. Asasını bir kez daha havaya kaldırdı, barın tepesine. Ve tüm bu sessizlikte barı inleten bir sesle bağırdı, bir güçle; ancak bir leydiye ait olabilecek bir soğuklukla...

" Morsmordre! "

Ve böylece barın tavanında, ve tavanının sakladığı gökyüzünde Karanlığın Lideri'nin işareti parıldadı, kadının işareti. Büyü havaya yükselirken ortalık bir iki saniye için aydınlandı ve, Hana'yla göz göze geldiler. Asıl düello şimdi başlıyordu…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Vincent Harvey
Ölüm Yiyen Lordu & Admin
Ölüm Yiyen Lordu & Admin
Vincent Harvey

Mesaj Sayısı : 19
Galleon : 18
Hogwarts'a Geliş Tarihi : 18/12/10

Aaa,bak, kar yağıyor. SNOW. Empty
MesajKonu: Geri: Aaa,bak, kar yağıyor. SNOW.   Aaa,bak, kar yağıyor. SNOW. I_icon_minitimeÇarş. Mart 02, 2011 7:58 pm

Rp Puanınız 80dir.

_________________
Aaa,bak, kar yağıyor. SNOW. O7ojk9
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://salviohexia.yetkin-forum.com
 
Aaa,bak, kar yağıyor. SNOW.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Role Play Kartı Oluşturma :: Role Play Game Perdesi :: Puan Belirleme-
Buraya geçin: